Seksin Vücuda Olan Faydaları

23 Ağustos 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Evet Biraz sizlere tuhaf gelecek ama Zevk olarak yapılan Seks’in birden çok vücuda faydası varmış.Gelelim Seks’in faydalarına : ) Bu bilgiyi okuduktan sonra sanırım herkes dahada çok yüklencek seks’e : )

KASLARI GEVŞETİR:

Cinsel ilişkide doyum sağlandıktan sonra, bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşur. Cosmotürk’ün haberine göre, orgazm sonrası yaşanacak rahatlama, belirgin farklılıklarla ortaya çıkar.

KAN DOLAŞIMINI ARTIRIR:

Cinsellik vücut için efordur. Aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Vücut daha fazla efor harcar. Kalp atışları hızlanır.

MUTLULUK VERİR:

Mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur. Endorfin, serotonin ve dopamin hormonları coşkuya yol açar.

ACILARI AZALTIR:

Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.

FORMDA HİSSETTİRİR:

Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkısı vardır. Sevgiyle ve doygunlukla yapılan cinsellik formda hissettirir.

OLUMLU DÜŞÜNMEYİ SAĞLAR:

Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.

ADETİ DÜZENLER:

Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.

Etkili Öpüşme Nasıl Olur, Öpüşmenin Püf Noktaları Nedir ?

31 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

opusme

Etkili Bir Öpüşme Stiline mi Sahip Olmak İstiyorsunuz ? Bu Kısımda Anlatacağımız Makaleyi Mutlaka Okuyunuz.Öpüşme Hafife Alınacak Bir Konu Değildir.Dudaktan Öpüşme Seksin Kapılarını Açacak Bir Anahtardır.Peki Bir Erkek Kadına Nasıl Yaklaşmalı Öpüşmek İçin? Tüm Bu Sorulara Uzman Psikolog Meliha Karayay Yanıtlıyor.

Öpüşme iyi cinsel ilişkinin anahtarı..
Öpüşme yaşanacak cinsel ilişkinin ortamını hazırlayıcı bir unsur.. İyi yapıldığında ön sevişme döneminden cinsel uyarılar dönemine geçişi hızlandıran bir aşama… Burada öpüşmek karşılıklı olarak cinsel uyaranların artmasına neden olmakta, partnerinizle cinsel ilişkiye girme arzunuzu arttırıyor. Eğer partneriniz öpüşme aşamasında kendini engelliyorsa, rahat değilse bu öpüşmesine de yansıyacaktır ve kişi cinsel ilişkiye daha beklenmesi gerektiği mesajını almış olacaktır.. İyi bir cinsel ilişki için doğru ve yerinde uyarımlarla birlikte gelişen öpüşme bir anahtar olarak görülebilir…

Öpüşme basit bir konu değil..
Karşılıklı vücutların birbirine ilk teması olarak değerlendirilebilen öpüşmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Öpüşme aslında görüldüğü kadar da basit bir konu değil.. Öncelikle kadın ve erkeğin fizyolojik yapıları birbirinden farklıdır; yani bir kadının uyarım şekli, hızı erkeğinkinden farklıdır.. Erkekler cinsel ilişki ve uyarımlar söz konusu olduğunda cinsel bölgelerin direkt temasından hoşlanır ve uyarımın artmasını bekler. Kadın fizyolojik yapısı ise, erkeğinkinden farklı bir yapıda.. Kadın cinsel uyarılar dönemine erkek kadar hızlı geçemez, öncelikle periferal dediğimiz cinsel olmayan bölgelerin uyarımıyla keyif alır.

Erkek kadına nasıl yaklaşmalı?
Erkek direkt cinsel bölge uyarımından keyif aldığı için aynı şeyi kız arkadaşına da yaptığında cinsel ilişki beklentisi başlamadan biter. Birliktelikte karşılıklı uyum önemli ve bu noktada kadının uyarımı için gerekli olan ön sevişme döneminde kadının boyun, kulaklar vs. direkt cinsel olmayan bölgelerin öpülmesi, uyarılması kadının uyarılmasına neden olur. Burada da öpüşmenin acele etmeden keyifle karşılıklı uyarılara fırsat vererek genital olmayan bölgelerden boyun vs bölgelerden başlaması kadın için uyarıcıdır. Öpüşme kişilerin cinsel ilişkiye girme arzusunu artırır… Unutmayın iyi bir öpüşme cinsel ilişkiyi hazırlar…

Öpüşürken gözlerinizi kapayın
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da; yapılan çalışmalarda partnerlerin öpüşürken gözlerin kapanması yönündeki beklentileridir. Lütfen öpüşürken gözlerinizi kapayın ve sadece partnerinize konsantre olun hissetiklerinize odaklanın keyif alın..

İyi öpüşme için yapılması gerekenler
Öpüşme cinsel ilişkiyi başlatan en önemli unsurdur ancak doğru ve yerinde dokunuşlarla desteklenmelidir. Burada iyi öpüşmede karşılıklı kişilerin rahat olması dillerini uygun şekilde kullanabilmesi, dudakların rahat olması ve uzun süreli dudak dudağa dil teması olmadan uyarım önemli..

Dudaklarınızla vücudunu keşfedin
Parterinizin vücudundaki hassas bölgeleri bulun ve bu noktaları uyarın.. Öncelikle dudaklarınızla onun vücudunu keşfedin.. Burada en önemli şey nasıl öpülmeyi istiyorsanız siz öyle öpün.. Gözlerinizi kapayın ve rahat olun… Bırakın derin bir nefes .. ve deneyin… göreceksiniz daha keyifli olacak..

Erken Boşalma Cinsel Hayatı Etkiliyor

19 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

erken-bosalma

Erken boşalma, çiftlerin cinsel hayat kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Alıcı, son araştırmaların ışığında, ilişkinin başlangıcından sonra 1 dakika içinde boşalmaya “erken boşalma” dendiğini belirtti.

AMERİKAN Üroloji Derneği’nin 2004 yılındaki raporuna göre erken boşalmanın tanımı şöyle: “Boşalmanın erkekte ve kadında huzursuzluk yaratacak biçimde, istenenden önce, ilişkinin öncesinde veya hemen başlangıcında olması.”

OLDUKÇA YÜKSEK

Son 10 yılda yapılan çalışmaların ışığında erken boşalma, erkeğin ilişkinin başlangıcından sonraki “bir dakika” içinde boşalması, olarak tarif ediliyor. Erkekler arasında görülme sıklığı oldukça yüksek olan erken boşalmanın tarifi, geçmişten günümüze değişiklik gösteriyor. Geçmişte, “kadının tatmininden önce erkeğin boşalması” erken boşalma olarak tarif ediliyordu; ama bu tanımın süre içermemesi, eksiklik olarak gösteriliyordu. Kadının orgazma ulaşması için çok uzun bir süreye ihtiyacı olduğunda (gecikmiş orgazm), erkeğin boşalma süresi normal olsa da bu durumun “erken boşalma” olarak tanımlanması, çiftler arasında yaşanan huzursuzluğun önde gelen nedenleri arasında bulunuyor.

TEDAVİ EDİLEBİLİR

Erken boşalmanın sorun olarak görülmesi için belli aralıklarla tekrarlanması gerekiyor. Prof. Dr. Bülent Alıcı, ender olarak gerçekleşen erken boşalmanın
doğal kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Prof. Alıcı, “Çiftlerin ilişkilerinin yarıdan fazlasında erken boşalma oluyor ve bu durum taraflarda huzursuzluk
yaratıyorsa tedavi edilmelidir” diyor.

Her 3 erkekten 1’inde var

Dünyada ve Türkiye’de her 3 erkekten biri erken boşalma sorunu yaşıyor. Bu soruna en çok ergenlik çağından 40’lı yaşlara kadar olan dönemde rastlanıyor.

İyi Öpüşmenin 18 Kuralı, Öpüşmenin Kuralları, Nasıl öpüşülür ?

26 Temmuz 2009 Yazan DeLy_sHey  
Kategori Cinsellik

seksi-opusme

İyi Öpüşmenin 18 Kuralı

Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir. Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı. Çoğu kişi “sıcak ve ağır” tanımlamasını “ıslak ve dağınık” ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve “kötü öpüşenler” listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunu etrafındakilere övünerek anlatabilir.

İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..

Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.

Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.

Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız; 1) Ağzınızı kapatın, 2) Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.

Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.

Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.
Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.

Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.

Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.

Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.

İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize “kötüydüm değil mi?” gibi sözlerle çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.

Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.

Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.

Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın. Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.

Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.

Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.

Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.

Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman’daki Julia Robert’s bile bunu istemez.

Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil..

İşte öpüşme konusunda yapılan hatalar ve gülümseten tepkiler..

Genel huzuru bozma: “Hey çüş oradakiler, atları korkutmak istemeyiz değil mi? Lütfen çocukların hatırı için ahırınızdan çıkmayın”

Sıkıcı oyun: “Gerçekten çok sakin bir oyun biliyorum. Birbirinizi sadece dudaklarınız değecek şekilde öpmeye çalışacaksınız. Dilinizi de değdirmemeniz gerekiyor. Oynamak ister misiniz?”

Aptallar için önsevişme: “Tatlım, sadece sırt üstü yatmanı, rahatlamanı ve tüm işi bana bırakmanı istiyorum. Hareket etmek zorunda değilsi. Hayır, demek istiyorum ki hareket etme!”

Doktorun tavsiyesi: “Dişçin dedi ki kanal tedavisi yapıldığı için ağzıma kürdan hariç herhangi bir yabancı obje girmemeliymiş.”

Körelmiş enstruman: “Şimdi ve her zaman ıslak severim. Ancak insanlar diş izlerini merak etmeye başlayacak. Zaman zaman biraz daha nazik olabilir misin lütfen. Şimdi öp beni seni aptal..”

Kadınları Seksi Yapan 10 Şey, Kadınların Seksi Yanları, Kadınların neresi En Seksidir

26 Temmuz 2009 Yazan DeLy_sHey  
Kategori Cinsellik

seksi

Kadınları Seksi Yapan 10 Şey
Erkekler ‘Hata’ Veriyor

Erkeklerin seksi buldukları yerler neresi? En beğendiğiniz ve seksi bulduğunuz özelliğinizi ön plana çıkarın!

Kokunuz
Kokunuz bir erkeğin başını döndüren şey olabilir. Sevgiliniz kokunuza bayılıyorsa, vedalaşırken sizi biraz daha koklamasına izin verin.

Dudaklarınız
Koyu kırmızı ruj dolgun dudaklarınızı daha arzulanır bir hale getirebilir. Erkekler için ilk öpücük çok önemlidir. Onu unutamayacağı şekilde tutkulu bir şekilde öpün.

Tırnaklar
Erkekler tırnakları cadılıkla özdeşleştirseler de seks sırasında tırnaklarınızı sırtında gezdirmenizden büyük zevk alırlar.

Köprücük kemiğiniz..
Yanlış okumadınız, köprücük kemiği bölgeniz bazı erkekler için en seksi yeriniz olabilir.

Gözleriniz..
Seksi bakan gözlere hiçbir erkek karşı koyamaz. Dumanlı göz makyajı ya da pırıltılı göz farı ile seksi bakışlara sahip olabilirsiniz. Siyah maskara, ince ve düzgün sürülmüş eye-liner ile gözlerinizi ön plnana çıkarabilirsiniz. Makyajınızın geri kalanı için uygulayacağınız pembe allık ve gül kurusu dudaklar size doğal bir görünüm verebilir.

Boynunuz
Kuşkusuz erkekleri en çok tahrik eden bölge boyun.. Uzun boyunlu, saçları sırtına dökülmüş bir kadından daha seksi ne olabilir.

Kulak memeniz
Yumuşak ve hassas.. Erkekler buna bayılıyor..

Saçınız..
Dağınık saçlar ya da dağınık topuz erkekleri en cezbeden haller..

Göğüsleriniz..
Çoğu erkek için tartışmasız kadınların en dikkat çekici ve seksi özelliği göğüslerdir..

Teniniz..
Yumuşak bir ten her erkeği etkiler.. Sıcaklığınızı hisseder. Pürüzsüz ve temiz bir vücuttan daha seksi ne olabilir ki?

Erkekler Neleri Takıyor ? Erkeklerin Takıldığı Noktalar, Erkeklerin Zayıf Noktaları

26 Temmuz 2009 Yazan DeLy_sHey  
Kategori Cinsellik

ask

Erkekler neleri takıyor?

Erkekler herşeyi kadınlar kadar takıntı yapmazlar ancak bazı konularda takıntılara sahiptirler. İşte erkeklerin akıllarına takılan konular..

Erkeklerin Takıntıları
Erkekler ‘Hata’ Veriyor

Zamanla birlikte kadınlar değişti .. Devamı>>
Erkekler herşeyi kadınlar kadar takıntı yapmazlar ancak bazı konularda takıntılara sahiptirler. İşte erkeklerin akıllarına takılan konular..

Size aldığı çiçekler solmuşsa
Bir erkeğin ilişkinin başında size çiçek vermesinin nedeni ilişkide duyduğu heyecanı sizle de paylaşmak istemesi olabilir. Çiçekler, erkek arkadaşınız yanınızda olmadığı zaman salonunuzda veya evinizin baş köşesinde onu temsil ederler. Eğer o çiçeklere iyi bakmazsanız ilişkinize olan inancınızı yitirdiğinizi düşünebilir

Eski sevgilinize dair anlattıklarınız
Eski erkek arkadaşınızdan bahsederken, sizden kötü şeyler duymayı beklerler. Ona iyi yönlerini anlatırsanız ondan hala hoşlandığınızı düşünüp kafasına takabilir.

Giydiniz ayakkabı önemli.. Ayakkabılarınıza bakara ne istediğinizi anlarlar.
Bir erkek sadece ayakkabılarınıza bakarak bile gecenizin nasıl geçeceğini tahmin edebilir. Eğer çok yüksek topuklu ve sivri burunlu ayakkabılar giyerseniz bu, gece boyunca oturduğunuz yerden kalkmayacağınız anlamına gelir. Eğer biraz kısa olmayı göze alırsanız dans etmeye, karaoke yapmaya veya bir bara gidip geç saatlere kadar takılmaya hazırsınız diye düşünür. Rahat ayakkabılar giyin ki ilişkinizde adımları daha sağlam atın.

Arkadaşlarınızın onun hakkındaki düşünceleri
Erkek arkadaşınızın ailenizle tanışırken heyecanlandığını düşünüyorsanız bir kez daha düşünün. Onları en çok korkutan şey arkadaşlarınızla tanışmak. Sevgiliniz sizi gerçekten önemsiyorsa, arkadaşlarınızın yanında olduğundan farklı gözüküp rol yapmak istemeyecektir. Bu şekilde doğal davranırsa ilişkisinde geleceğe yatırım yaptığım düşünebilirsiniz.

Giyiminiz
Sizin giyim kuşamınıza dikkat ediyor olmanız, hiçbir dikkatli erkeğin gözünden kaçmaz. Giydiylerinizin markasından çok uyum içinde giyinmiş olmanız önemlidir.

Doğum günlerini asla takıntı yapmazlar
Sevgiliniz için doğum gününde dünyaları almanız gerçekten çok ince olduğunuzu gösterebilir ama aslında o gün erkekler özel hiçbir şey yapmak istemez. O hiç istemediği halde bir şey yapsın diye onu zorlarsanız, “Bu kimin doğum günü, senin mi, benim mi?” diye bir soruyla karşılaşabilirsiniz. O güne özel hiçbir plan yapmayın ama eğer o isterse eğlenmeye hazır olun.

Erkek erkeğe dışarı çıkmak
Erkeklerin gece kulübüne gitmelerinin tek sebebi kız tavlamak değildir. Sadece erkek erkeğe vakit geçirmek bile onları çok mutlu eder. Yanlarında kız arkadaşları olduğunda ve bir yere gittiklerinde kendi aralarında çok fazla muhabbet edemediklerinden böyle bir programa ihtiyaç duyuyor olabilirler. Siz yanında olmadan çıkmasında art niyet arıyor olabilirsiniz ancak gece erkek erkeğe gezmeleri gayet masum bir aktivite olabilir.

Her seferinde orgazm olmak
Erkek arkadaşınız her birlikteliğinizde orgazm olmayabilir. Bunu doğal karşılayın ve üzerine gitmeyin. Eğer bukonuda çok fazla üstelemezseniz, sabah uyandığınızda gönlünüzü alabilir!

Kadında orgazm olamama

10 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Kadında orgazm olamama

Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir.

Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.

Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:

-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

-Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.

-”Önsevişme döneminin” uzun tutulması: kadınlar için “önsevişme dönemi” çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir.

Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.

-Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek te bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

-Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

-”Penis boyu nevrozu (takıntısı)” terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3′lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3′lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3′lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3′lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3′lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının “tatmin olmasıyla” hiçbir ilişkisi olamayacağıunın da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3′lük kımını uyarmaktadır.

Ben Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmam nedeniyle bu yazıyı daha çok kadının anatomik ve fizyolojik özellikleri üzerinde odaklaştırdım. Bazı okuyucular “erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı” gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.

Kadında cinsel işlev bozuklukları

10 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Kadında cinsel işlev bozuklukları

Toplumda cinsellikle ilgili sorunlar ve cinsel işlev bozuklukları her ne kadar sık görülse de bunların önemli bir kısmı doktora yansıtılmamakta ve bu yüzden de çözümsüz kalmaktadır. Ülkemizde cinsel işlev bozukluklarıyla ilgili yapılan çalışmalar az sayıda olduğundan yurtdışından iki örnekle bu gerçeği vurgulamak istiyorum:

Amerikan kadınları arasında yapılan anket tarzı bir çalışma, birden fazla cevaplı bu ankete cevap veren kadınların %60′ının cinsellikle ilgili problemleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Problemi olan kadınlardan %30′u hiçbir şekilde cinsel istek duymadıklarını ya da isteklerinin az olduğunu, %20′si seksi çok zevk verici bulmadıklarını, %15′i ilişki esnasında acı duyduklarını, %50′si cinsel ilişkiden önce uyarılmakta zorluk çektiklerini, %50′si çok zor orgazm olduklarını, %25′i ise hiçbir şekilde orgazm olamadıklarını belirtmişlerdir. Yine benzer bir çalışmada evliliği yolunda giden kadınların %35′i cinsel ilişkiye karşı ilgilerinin zaman içinde azaldığını, %10′u hiç orgazm olamadıklarını, %47′si ilişki esnasında yeterince gevşeyemediklerini, %38′i ilişki öncesi önsevişme dönemlerinin kısa sürdüğünü, %25′i ise cinsel ilişki sonrası eşlerinden yeterince yumuşaklık ve sevecenlik göremediklerini belirtmişlerdir. Bu çalışmalar her ne kadar toplumumuza bire bir uyarlanamasa da konu hakkında oldukça fikir vericidir.

Cinsel yaşam bu kadar problemli hale gelebilmesine rağmen birçok kadın ve birçok erkek bu konuyu doktoruna açma konusunda isteksizdir. Bu da tedavisi mümkün olan problemlerle ömürboyu yaşamak anlamına gelmektedir.

Cinsellikle ilgili diğer rakamlar (Amerika):

Amerikalı kadınların %60′ı ve erkeklerin %70′i 19 yaşına geldiklerinde en az bir kez bir cinsel ilişki yaşamışlardır.
Cinsel olarak aktif olan kadınların yarısı ayda birkaç kez ilişkiye girerken, %30′u haftada iki-üç kez, %7′si ise dört kez ya da daha sık ilişkiye girmekte, %12′si ise senede ancak birkaç kez ilişkiye girmektedir. Tüm kadınların %3′ü ise ömürboyu hiç ilişkiye girmemiştir.
Tüm hayatları boyunca amerikalı erkeklerin %7′si, kadınların ise %4′ünün homoseksüel bir ilişkiye girmiş oldukları tahmin edilmektedir.

KADIN EŞCİNSELLİĞİ

10 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

KADIN EŞCİNSELLİĞİ

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere giderek artan sayıda ülkede eşcinsel bireylerin aile kurmalarına izin verilmektedir. Hatta donör inseminasyonu (donör inseminasyonu, sperm bankasından alınan spermlerle suni döllenme yoluyla gebelik oluşturulması işlemidir, Türkiye’de uygulanmamaktadır) yoluyla iki kadından oluşan bir aile, çocuk sahibi bile olmaktadır.

Bilim de homoseksüellik konusunda ilerlemeler kaydetmektedir ve tıp mensuplarının eğitiminde eşcinsellik giderek daha fazla konu başlığı altında ele alınmaktadır. Bugüne kadar eşcinsellik kavramı tıp kitaplarında yüzeyel olarak işlenmiş ve psikiyatri dışında kalan branşlarda eşcinsel bireylerin AIDS hastalığının yayılmasında önemli bir etken olduklarının vurgulanması dışında pek fazla ele alınmamıştır. Halbuki günümüzde artık başta Amerika olmak üzere gelişmiş ülkelerde yayınlanan tıp kitaplarında eşcinsel kadınların ve erkeklerin sağlık durumları geniş bir şekilde anlatılmakta ve konuyla ilgili araştırmalar yapılmaktadır.

Kadın eşcinselliği kavramı

Kadın eşcinselliği en basit anlatımla kadının kendi cinsinden olan bireylere sosyal ve cinsel ilgi duymasıdır. “eşcinsellik” ise kadındaki homoseksüelliğe (eşcinselliğe) halk arasında verilen bir isimdir. Homoseksüel aynı cinse ilgi duyan, heteroseksüel karşı cinse ilgi duyan, biseksüel ise her iki cinse ilgi duyan anlamında kullanılır.

Burada aynı cinse ilgi duymakla bu ilgiyi cinsel eyleme dönüştürmenin ayrımını yapmak gerekir. Kendini eşcinsel olarak gören kadınların önemli bir kısmı bunu sosyal baskılar nedeniyle eyleme dönüştürmezler ve bir kısmı eşcinsel eğilimlerinin farkında oldukları halde ömürboyu bunu iç dünyalarında yaşadıkları ilgiden öteye götürmezler.

Eşcinsel bir kadın böylece homoseksüel cinsellik dışında, yanlızca heteroseksüel bir cinsellik yaşayabileceği gibi, biseksüel bir cinsel davranış da sergileyebilir. Yani eşcinsellik kadının cinsel eylemleri tarafından değil cinsel ilgi odağı tarafından belirlenir.

Görülme sıklığı nedir?

Türkiye’ye ait veriler elimizde olmamasına karşın, Avrupa, Japonya, Amerika, Avustralya ve uzakdoğu istatistikleri kadınların %0.2′si ile %6.9′unun kendilerini “eşcinsel” olarak tarif ettiklerini göstermektedir. Bu rakamlara eşcinsel kimliğini gizleyenler eklendiğinde oranların ne olacağı ise bilinmemektedir.

Konuyla ilgili yapılan bir çalışmada Amerikalı erkeklerin %20′sinin, kadınların ise %18′inin ergenlik dönemlerinde aynı cinsten birine karşı ilgi duyduğu ve/veya aynı cinsten biriyle cinsel beraberlik yaşadıkları saptanmıştır. Bu kişiler arasında erkeklerin %6.2′si, kadınların ise %3.6′sı son beş yılda eşcinsel en az bir deneyim daha yaşamışlardır.

Kadın eşcinselliğin nedenleri

Bazı eşcinsel kadınlar henüz çocukluk dönemlerinden itibaren eşcinsel eğilimlerinin farkına varırlarken, büyük kısmı bu eğilimlerini çoğunlukla uzun süren ve çoğunlukla kendileri için tatmin edici olan heteroseksüel bir cinsel yaşam sonrası farkederler.

Homoseksüelliğin hem genetik ile, hem de daha farklı etkenlerle yakından ilgilili olduğunu gösteren bulgular vardır. Tek yumurta ikizlerinden (bu tür ikizlikte iki bireyin genetik yapıları tamamen aynıdır) birinde homoseksüel eğilimler olduğunda, bu durumun diğerinde de ortaya çıkma olasılığının %50′den fazla bulunması genetik ile eşcinsellik arasındaki yakın ilgiyi gösteren önemli bir bulgudur.

Bunun yanında çift yumurta ikizlerinde (bu tür ikizlikte genetik yapılar farklıdır) de her iki bireyde birden eşcinsel eğilimler ortaya çıkma olasılığının yaklaşık %20 gibi yüksek bir oran olması, olayın aynı rahimiçi ortama maruz kalmış olmanın etkileri sonucu da ortaya çıkabileceğini düşündürmektedir. Gerçekten de rahimiçi dönemde gelişmekte olan bebekte üretilen bazı hormonlar bebeğin beynine direkt etkiler göstererek henüz bu dönemde cinsel kimliğe ruhsal adaptasyon sürecini başlatmaktadır.

Erişkinlikte ise homoseksüel ve heteroseksüeller arasında hormon seviyelerinde bir farklılık saptanmamaktadır. Yani eşcinsel eğilim henüz doğmadan önce belirlenmiş gibi gözükmektedir.

Araştırmalar, önceden düşünüldüğünün aksine eşcinsel kadınların özgeçmişinde erkekler tarafından şiddete maruz bırakılmak, tecavüze uğramış olmak gibi bir kötüye kullanım olayın olmadığını göstermektedir. Ayrıca çocuklukta erkeklerle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları da eşcinseller için pek geçerli değildir. Yani sorun yetiştirilmeyle ya da erkeklerle ilgili değildir. eşcinsellerin erkeklerden nefret ettiği de doğru değildir, eşcinsel kadına erkekler cinsel açıdan çekici gelmemektedir.

Eşcinsel kadınların önemli bir kısmı geçmişte düzenli heteroseksüel ilişkilerde bulunmuş ve bunların da önemli kısmı çocuk doğurmuş kadınlardır. Bu kişilerde eşcinselliğin daha ileri yaşlarda ortaya çıkmış olmasının nedeni muhtemelen sosyal konumları ve kişilikleri sağlamlaştıkça kendilerini daha rahat ifade edebilme yetisi kazanmaları ve kendilerine güvenleri arttıkça hayatlarını kendi istedikleri doğrultuda yaşama isteklerini eyleme dönüştürmeleridir.

Eşcinsel kadınların önemli bir kısmı yaşamlarında belli bir aşamaya kadar ve muhtemelen büyük bir kısmı da ömür boyunca bu kimliklerini gizli tutmakta ve eşcinsellikle ilgili düşünce ve duygularını eyleme geçirmemektedirler.

Eşcinsellik bir ruhsal bozuklukmudur?

“Ruhsal bozukluk” ve anormal davranış, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Basit olarak tarif etmek gerekirse, yaşadığı toplumdaki bireylerin çoğunluğunun benimsediği davranış kalıplarını uygulayan birey “normal”, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılır. Bu durumda eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir. Ancak “ruhsal bozukluk ” olup olmadığını belirleyen en önemli etken kişinin kendini nasıl hissettiğidir. Toplumda yaşayan diğer bireylerin özgürlüklerine saldırıda bulunmamak, mesleki, ailevi ve sosyal yaşamını sürdürebilmek koşuluyla, kendini mutlu hisseden kişi eğilimi ne yönde olursa olsun kendini ruhsal açıdan sağlıklı görebilir.

Eşcinsellik bir cinsel eğilim “bozukluğudur” çünkü toplumun normaline aykırı düşmektedir. Eşcinsel birey ruhsal açıdan kendini nasıl hissediyorsa öyledir. Bu durumdan rahatsız oluyorsa tedavi için başvurur. Ya da eşcinsel eğilimlerine bağlı olarak ortaya çıkan ikincil sorunların (suçluluk duyguları, toplumdan dışlanma nedeniyle ortaya çıkan yanlızlık, depresyon gibi) tedavisi için başvurur.

CİNSEL İLİŞKİYE ALTERNATİF: KENDİ KENDİNİ TATMİN

10 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

CİNSEL İLİŞKİYE ALTERNATİF: KENDİ KENDİNİ TATMİN

Merak Edilenler

Kendi kendini tatmin (mastürbasyon), cinsellik içgüdüsünden kaynaklanan bir davranış olarak, ikili ilişkinin mümkün olmadığı durumlarda kadın ve erkek hemen her bireyin, ender veya sık uyguladığı bir eylemdir. Çoğu erkeğin merak ettiği gibi, “günlük yapılabilecek maksimum sayı” hakkında fikir vermek doğru değildir ve bilimsel olarak böyle bir bilgi de yoktur.

Mastürbasyon çok aşırı uygulandığında erkeklerde ve bazen de kadınlarda genital bölgenin cildinde tahriş oluşmasına neden olabilir.

Erkeklerde mastürbasyonda oluşan her boşalmayla birlikte bir sonraki menideki sperm sayısı azalır. Ancak bu kalıcı bir etki değildir, zira erkeklerde sperm hücreleri 60 ve hatta 70 yaşlarına kadar sürekli olarak üretilmeye devam eder. Yani mastürbasyon “kısırlığa” neden olmaz. Bu, kadınlar için de geçerlidir.

Sanıldığının aksine, mastürbasyon “güçsüz bırakan” bir olay da değildir, mastürbasyon sonrası “yorgunluk” ve “uykuya eğilim” orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren hormonların (bunlara endorfin adı verilir) “gevşetici”, sakinleştirici ve “keyif verici” özellikleri nedeniyledir.

Mastürbasyonda “aşırıya kaçıldığının” en önemli göstergelerinden biri, mastürbasyonu gerçek cinsel ilişkiye tercih etmek ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşmaktır. Mastürbasyon için harcanan efor ve süre yeni arkadaşlıklar edinmek için harcanmıyorsa, bu durumda mastürbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar getirebilir. Bazı durumlarda “aşırı mastürbasyon” aslında gizli kalmış bir sosyal fobinin de belirtisi olabilir. Böyle bir birey hayallerinde kurduğu ilişkileri gerçek hayatta kurmayı başaramaz ve bunun için çaba sarf etmenin yersiz olduğunu düşünerek, toplumdan uzaklaşmasını açıklamak için kendince haklı nedenler bulur.

Özet olarak eğer mastürbasyon sosyal yaşantınızı etkilemiyorsa, arkadaşlıklar kurmayı ve sürdürmeyi başarıyorsanız, video, dergi, internette cinsel içeren sitelerde çok aşırı vakit harcadığınızı düşünmüyorsanız mastürbasyonun size hiç bir zararı yoktur. Aksi söz konusuysa tedavi görmeniz gerekebilir…

Sonraki yazılar »

Sohbet