O çocuk “o anı” anlattı

25 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Haber

ococuk
Hakkari’de DTP’ye yönelik operasyonların protestosunda çıkan olaylarda bir özel harekatçı polisin başına dipçikle vurarak yaraladığı 14 yaşındaki Seyfi Turan’ın o anı anlattı.
Seyfi Turan böyle dövüldü
Turan, “Olaylar çıkanca ben de merak ettim neler oluyor diye oraya gittim. Kimseye taş atmadım, bakınıyordum. Sonra birden dünyam karardı, yere yığıldım, hiçbir şey hatırlamıyorum” dedi.

O çocuk “o anı” anlattı
14 yaşındaki Seyfi Turan’ın sağlık durumu iyi. Yediği darbelerin ardından kanlar içinde yere yığılan çocukta beyin kanaması olmaması bir mucize olarak görülüyor.
Seyfi Turan böyle dövüldü
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan Seyfi Turan konuşabiliyor, yemek yiyebiliyor ama olay anını hatırlamıyor. VATAN’a konuşan Turan “Olaylar çıkınca ben de merak edip arkadaşlarımla birlikte bakmaya gittim. Öylece duruyorum. Birden dünyam karardı, yere yığıldım, hiç bir şey hatırlamıyorum. Sonradan polisin başıma dipçikle vurduğunu söylediler” dedi.

BAYILINCA SAHİP ÇIKMADILAR

Yoğun bakımda tutulmaya devam eden Seyfi’nin lise 1′inci sınıftan terk olduğu anlaşıldı.
Seyfi Turan böyle dövüldü
Duvarcı ustası babası Mehmet Turan, belinden rahatsız olduğu için çalışamayınca Seyfi çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen okula veda etmek zorunda kalmış. 5 kardeşten yalnızca 2′si okula gidiyor. Annesi paraları olmadığı için Hakkari’den Van’a hastanedeki oğlunu görmeye gidememiş. Türkçe bilmeyen ve “Çocuğum suçsuzdu. Olaylara karışmamıştı” diyen Baba Mehmet Turan çocuğunu döven polisten davacı olacağını söyledi. Turan “Bizim burada bir olay çıkınca herkes bakmaya gider. Oğlum da merak etmiş gitmiş. Olay yerinden en az 300 metre uzakta ama polis başkasını kovalarken gelip ona dipçikle vurmuş. Çocuğum yere yığılmış polisler alıp ilgilenmemiş bile. Gazeteciler sahip çıktı. Çocuğum ölümden döndü. Suçsuz yere dayak yedi. Ben sonuna kadar davacıyım.” dedi.

Öte yandan hastane yetkilileri Seyfi Turan’ın durumunun iyi olduğunu, yoğun bakımda tedavisinin sürdüğünü ve 10 gün daha hastanede kalacağını açıkladılar.

Yolcu yakınlarına tazminat şoku

25 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Haber

yolcu
Isparta’da 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasında sigorta şirketinin uçak kazasında hayatlarını kaybedenler için ödeyeceği tazminat miktarı yolcu yakınlarını şok etti.

Isparta’nın Keçirborlu ilçesi yakınlarında İstanbul-Isparta seferini yapan World Focus Havayolları’na ait, Atlasjet Havayolları tarafından kiralanan yolcu uçağı, 30 Kasım 2007 tarihinde Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’na 20 kilometre kala Keçiborlu ilçesi Çukurören Köyü Türbe tepe mevkiinde düşmüştü.

Üzerinden 1.5 yıl geçen kazada, TC. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Aktüer Sicili’ne kayıtlı profesörlerce belirlenen tazminat bedelleri ile Garanti (Euroka) Sigorta Şirketi avukatlarınca belirlenen bedeller arasındaki büyük uçurum, ailelerin tepkisine neden oldu.
Uçak kazasından fotoğraflar
Yolcuların son görüntüleri

Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Aktüer Sicili’ne kayıtlı profesörlerce hazırlanan raporda, üniversite mezunu bir bayan için 420 bin TL tazminat bedeli belirlenirken, aynı kişi için Garanti Sigorta Şirketi’nce 62 bin TL bedel biçildiği bildirildi. İki kurum arasındaki tazminat bedelleri arasında 1/5′lik fark var.

SİGORTA ŞİRKETİNE HATIRLATILDI

Uçak kazasının üzerinden 1.5 yıl geçmesine rağmen ödenecek tazminat bedellerinin açıklanmaması, yolcu yakınlarını harekete geçirdi.

Kazada hayatını kaybedenlerin büyük bir bölümünün vekaletini alan Ankara Barosu’ndan Av. Hasan Kaşıkara, Garanti Sigorta Şirketi’ne uyarı nitelikli bir yazı gönderdi. Sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirilmesinin istendiği yazıda, tazminatlara ilişkin yazının henüz kendilerine ulaşmadığı bildirildi. Ayrıca Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Aktüer Sicili’ne kayıtlı farklı aktüerlerce hazırlanan raporların değerlendirilip, değerlendirilmediği de soruldu.

Av. Hasan Kaşıkara ve Av. Mehmet Açıkel imzalı yazıya, Garanti Sigorta Şirketi Avukatı Feyzi Erçin tarafından gönderilen bir yazıyla cevap verildi.

Cevapta, uçak kazasında hayatını kaybeden Fatime Aysun Balcı, Sadettin Baysal, Kenan Büyük, Tevfik Büyükçaylı, Ayşe Şentürk, Melike Ceylan, Yusuf Çiftçi, Cafer Oğuz Çiftçi, İsa Çobankaya, Saniye Çobankaya, Yaşar Çobankaya, Doğan Göktaş, Süleyman Hilal, Bahri Öndürücü, Muhsin Öndürücü, Muhammet Rafi Taşkent, Hayri Tokgöz ve Sibel Uysal hakkında tazminat bedellerinin belirlendiği bildirildi. Ayşe Gözen Polat, Yakup Hakan Pullu, Muhammet Kasım Saygılı ve Hakan Ulutaş için ise Amerikalı avukatlara vekalet verdikleri gerekçesiyle tazminat miktarlarına ilişkin teklif verilemeyeceği ifade edildi.

Gül ve Bahçeli’den Obama’nın konuşmasına tepki

25 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Haber

gul
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Başkanı Obama’nın 1915 olayları için soykırım dememesine rağmen “Meds Yeghern” yani ‘büyük felaket’ terimini kullanmasını değerlendirdi.
Dışişleri: Obama’nın yorumu kabul edilemez
Erbakan’dan Obama’ya: Ha Ali Veli, ha Veli Ali
Gül, ”Obama’nın açıklamasında katılmadığım yönler var” dedi. Obama’nın sözlerini MHP lideri Bahçeli de eleştirdi.

Obama’nın sözlerine tepki gösteren ve ’1915′te hayatını kaybeden yüz binlerce Türk ve Müslüman var. Dolayısıyla hayatını kaybeden herkesin acısının paylaşılması gerekir’ diyen Cumhurbaşkanı Gül, tarihi olaylara siyasilerin karar vermemesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Başkanı Barack Obama’nın 1915 olaylarıyla ilgili açıklamasını değerlendirirken, açıklamada katılmadığı yönler bulunduğunu belirterek, ”Özellikle 1915′te hayatını kaybeden yüz binlerce Türk ve Müslüman var. Hayatını kaybeden herkesin acısının paylaşılması gerekir” dedi.

Dışişleri: Obama’nın yorumu kabul edilemez
Erbakan’dan Obama’ya: Ha Ali Veli, ha Veli Ali

Gül, ”Avrupa İçin Doğalgaz: Güvenlik ve Ortaklık” başlıklı enerji zirvesine katılmak üzere geldiği Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gazetecilerin soruları üzerine, ABD Başkanı Obama’nın dün yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Hazreti Muhammed

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Hazreti Muhammed

HZ. MUHAMMED

Soyu :
•Hz.Muhammed, Mekke’nin büyük ailelerinden, Kureyş kabilesinin kollarından biri olan “Haşimoğulları” ndandır.

•Babası Abdullah , annesi Amine’ dir. Dedesi Abdülmuttalip, Mekke’ nin ileri gelenlerindendir.

Doğumu ve Çocukluğu :
•571 yılında Mekke ‘de dünyaya gelmiştir.
•Doğumundan önce babası Abdullah’ı , Altı yaşında Annesini kaybetmiştir.
•Annesinin ölümüyle sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in , sonra da amcası “Ebu Talip” in yanında yaşamını sürdürmüştür.
•Amcası Ebu Talip’in yanında ticareti öğrenmiş, Arabistan dışında Suriye, Yemen bölgelerini tanımıştır.

Gençliği :
•Hz.Muhammed, putlara tapmaz, doğruluktan ayrılmaz, yalan söylemez, kimseyi kırmaz özellikleriyle, akıllı ve olgun davranışlarıyla, doğru sözlülüğü ve güvenilirliğiyle Kureyşliler arasında saygınlık kazanmıştır.Bundan dolayı “Muhammedül Emin” ( Güvenilir Muhammed ) denilmiştir.

•Ticaret işleriyle uğraşan, Kureyş’in saygın ve zengin hanımlarından olan Hz.Hatice’nin yanında çalışmaya başlamış, bir dönem sonra onunla evlenmiştir.
•Kabe’nin onarımından sonra kutsal sayılan “Hacer ül Esved” in yerine konulması sırasında, Kabilelerin anlaşamamaları üzerine çözüm için Hz.Muhammed’e başvurmaları, onun saygı duyulan, sorunları çözebilecek güce sahip, uzlaştırıcı , kişilik özelliklerini gösterir.

Peygamber oluşu :
•Tek bir tanrı, yaratıcı olduğunu düşünen Hz.Muhammed , zaman zaman Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasına giderek, burada düşünceleriyle başbaşa kalmıştır.
•610 yılının Ramazan ayının 27. gecesi Cebrail aracılığıyla ilk vahiy kendisine ulaştırılmıştır.

İlk Müslümanlar :
•Hz. Muhammed’in İslamiyet’e çağrısı ile ona ilk inananlara ilk Müslümanlar denilir.
•Bunlar:Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Zeyd’dir.

Mekke Döneminde Meydana Gelen Olaylar :
•İslamiyet’in giderek yayılmaya başlaması üzerine Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki baskı ve işkencelerini artırdılar. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Müslümanlardan isteyenlerin Habeşistan’a göç etmesine izin verdi. Hıristiyan Habeş hükümdarının kendileri gibi tek Tanrı inancını benimsemesi ve Müslümanlara iyi davranacağım düşünmesi Hz. Muhammed’in bu kararı almasında etkili olmuştur.

•Mekkeliler, Müslümanlarla her türlü ilişkilerini kesmişler. Bu durum üç yıl sürmüştür. Ticarî ilişki ve akrabalık
bağları gibi nedenlerle boykot kaldırıldı.

•Hz.Muhammed’in eşi Hatice ve amcası Ebu Talip’in aynı yıl içinde ölmelerinden sonra Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskıları artmış, bunun üzerine Hz. Muhammed, hem İslamiyet’i yaymak hem de güvenilir bir yer bulmak amacıyla Taif kentine gitmiştir. Ancak Taif’liler Hz.Muhammed’e iyi davranmamışlardır.

Akabe Biatları (Bağlılık:
•Medine’deki Hazreç kabilesinden altı kişi, Hac için Mekke’ye geldiklerinde Hz. Muhammed’le görüşmeleri sonucu,islamiyeti kabul etmişler, dönüşlerinde Medine’de İslamiyet’i yaymaya başlamışlardır. Bunun sonucunda 621 ‘de bir gurup Medine’li, Akabe’de Hz.Muhammed’le görüşmüş, ona bağlı kalacaklarına ve sözlerini tutacaklarına söz vermişlerdir. Bu olaya ” I.Akabe Biatı denilir.”

•622′de bir gurup Medine’li daha, Hz.Muhammed’le Akabe’de yeniden görüşmüş, İslamiyet’in buyruklarını yerine getireceklerine , Hz.Muhammed’i koruyacaklarına söz vermişler ve onu Medine’ye davet etmişlerdir. Bu olaya da II.Akabe Biatları denilir.

•Akabe Biatları , Müslümanların Mekke’den Medine’ye göçüne , Hicret’e yol açmıştır.

Hicret(622-Eylül):
•Hz. Muhammed’in, Müslümanlarla birlikte Mekke’den Medine’ye göç olayına “Hicret” denilir.

•Mekke’den Medineye göç edenlere “Muhacir” , Medine’de onları karşılayıp yardım edenlere “Ensar ” denilir.

Sonuçları :
•Hicret olayı ile İslamiyet’in yayılışı hızlandı
•Hz.Muhammed ve Müslümanlar , Mekkelilerin baskısından kurtuldu.
•Medine Emirnamesi ( Anayasası) hazırlanarak uygulamaya koyuldu
•Hz.Muhammed, Medine’deki Arap ve Yahudi kabileleriyle görüşerek toplumsal barışı sağladı.
•İslam Devletinin temelleri atıldı.
•Hicri takvime başlangıç olmuştur.

Hz.Muhammed’in Siyasi ve Askeri Etkinlikleri:

a. BEDİR SAVAŞI (624):
Nedeni :
•Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı yapması üzerine, Hz.Muhammed’in Suriye’den Mekke’ye dönen bir Kureyş kervanını ele geçirmek istemesi.

Gelişme:Mekkeli’ler yenilgiye uğratıldılar. Bazı Mekkeliler tutsak alındılar. Zengin olanlar fidye karşılığı, okuma yazma bilenler on kişiye okuma-yazma öğretmeleri karşılığı, bazıları da karşılıksız serbest bırakıldılar.

Sonuçları:
•Müslümanların ilk büyük savaşı ve başarısıdır.
•Hz.Muhammed’in dini ve siyasi gücü artmıştır.
•Putperest kalan Medineliler de İslamiyet’i kabul etmişlerdir.
•Hz.Muhammed’in esirler, yaralı düşman askerlerinin durumu ve ganimet’le ilgili uygulamaları, İslam Savaş Hukukuna temel oluşturmuştur.

b.UHUT SAVAŞI (625):

Nedeni:
•Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcünü almak ve kervan yolları güvenliğini sağlamak istemesi.
Gelişme:Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz.Muhammed yaralanmış, amcası Hz.Hamza şehit olmuştur.

Sonuç:
•Müslümanların yenilmesinin temel sebebi, askerlerden bir bölümünün ganimet paylaşımına yönelerek, yerlerini terk etmeleridir.

•Mekkeliler, yenilgiye uğratmalarına rağmen, Müslümanları yok edememişlerdir.

c.HENDEK SAVAŞI (627):
Nedeni:
•Hayber’de bulunan Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müslümanları yok etmek istemeleri.

Gelişme: Uhud savaşından ders alan Müslümanlar, savunma savaşı yapmaya karar verdiler. İran’lı bir müslüman olan Selman-i Farisi’nin önerisiyle, Medine’nin saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı.

Sonuç:
•Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulunmayan Mekke ordusu istediğini elde edemeyeceğini anlamış ve geri çekilmiştir.

•Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve savunmaya çekilmişlerdir.
•Müslümanların son savunma savaşıdır.Saldırı sırası Müslümanlara geçmiştir.

ç.HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628):

Hz. Muhammed, Müslümanlarla birlikte Kabe’yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, ancak Kureyşliler kuvvet göndererek, Müslümanların Mekke’ye girişine engel olmuşlardır. Bunun üzerine Hudeybiye denilen yerde, taraflar arasındaki görüşmelerden sonra antlaşma imzalanmıştır.

Maddeleri:
•Müslümanlar Kabe’yi ertesi yıl ziyaret edebilecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.

•Mekke’li bir kimse İslamiyet’i kabul edip, Hz.Muhammed’in yanına sığınırsa, velisinin isteği üzerine geri verilecek, fakat bir Müslüman Mekke’ye sığınırsa geri verilmeyecek.

•Taraflardan her ikisi de istedikleri kabilelerle anlaşma yapabilecekler, fakat askeri yardım yapmayacaklar.

•İki taraf birbirleriyle on yıl savaşmayacaklardı.

Önemi :
•Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler.
•Barış ortamının oluşması İslamiyet’e geçişi hızlandırdı.
•Mekke’nin fethi kolaylaştı.

d.HAYBER’İN FETHİ ( 629):

Nedeni : Medine’nin kuzeyinde, Şam ticaret yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin elindeydi. Yahudiler Müslümanlar için tehlike oluşturuyorlardı. Buranın alınması aynı zamanda, Şam ticaret yolu’nun ele geçirilmesini ve güvenliğini sağlayacaktı.

Gelişme:Hz. Muhammed, Hayberlilerin savunma yapmasına fırsat vermeden hızlı hareket etmiş, Hayber’i kuşatarak almıştır.

Önemi:
•Yahudi sorunu çözümlenmiş
•Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.
Not : Yahudilere, ödeyecekleri vergi karşılığı ((Tarımdan elde ettikleri ürünün yarısı) topraklarında oturma hakkı tanındı.

e.MUTE SAVAŞI ( 629 ):

Nedeni:Bir Müslüman elçisinin, Bizans’a bağlı Gassaniler tarafından şehit edilmesi.

Gelişme ve Sonuç:Hz.Muhammed Zeyd bin Harise(azatlısı) komutasındaki bir orduyu, Gassaniler üzerine göndermiş, Mute yakınlarında; Bizans -Gassani-Arap kuvvetlerinden oluşan orduyla yapılan savaşı Müslümanlar kaybederek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. (Zeyd ve ondan sonraki iki ordu komutanı şehit olmuş, bunun üzerine yönetimi eline alan Halid Bin Velid,Müslümanları daha fazla kayba uğratmamak için geri çekmiştir.)

Önemi:Müslümanların Bizans’la yaptıkları ilk savaştır.

f.MEKKE’NİN FETHİ(630):
Nedeni:
•Kureyşliler, Hudeybiye antlaşması koşullarını, kendi taraflarında olan bir kabileyi destekleyerek bozdular.
•Kureyşlilerin Müslümanlar aleyhindeki etkinliklerinin sona erdirilmek istenmesi.
•Kabe’nin putlardan temizlenmek istenmesi.

Gelişme:Hz.Muhammed kalabalık bir orduyla, Mekke’ yi her yönden kuşatmış, direnemeyeceklerini anlayan Mekkeliler teslim olmuşlardır.

Önemi:
•İslamiyet’in yayılmasını hızlandırmıştır.
•Arap yarımadasının fethine ortam hazırlamıştır.
•Kabe, putlardan temizlenmiştir.

g.HUNEYN SAVAŞI (630):

Nedeni : Mekke’nin fethi üzerine , İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabilelerinin, Taiflilerin de desteğiyle bir ordu hazırlayıp, müslümanlara saldırmak istemesi.

Gelişme ve Sonuç : Mekke yakınlarındaki Huneyn vadisinde yapılan savaşı, Hz.Muhammed komutasındaki Müslümanlar kazandılar. Kaçanlar Taif’e sığındı.

h.TAİF’İN KUŞATILMASI (630):
Huneyn savaşından sonra, Hz. Muhammed, Taif’i kuşatmış, ancak burasının savunmaya elverişli konumundan dolayı başarılı olamamış, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır.

Taifliler bir yıl sonra kendileri İslamiyet’i kabul etmişlerdir.

ı.TEBÜK SEFERİ (631):
Nedeni:
•Bizans İmparatoru Herakleios’ un, İslamiyetin yayılmasını engellemek amacıyla, büyük bir orduyla Arap Yarımadası üzerine sefere çıktığı haberlerinin ( söylenti ) alınması.

•Bunun üzerine Hz.Muhammed’ in , Mute yenilgisinin olumsuz etkilerini silmek ve Bizanslıların Arabistan’a girmesine engel olmak istemesi.

Önemi:
•Hz. Muhammed’in son seferidir.
•Hz.Muhammed döneminde Müslümanlar en geniş sınırlara ulaşmışlardır.

Hz.Muhammed’in Son Zamanları ve Ölümü:

a.VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ:

Hicret’in onuncu yılında Hz. Muhammed Mekke’ ye Hacca gitmiştir. Bu onun son ziyareti olduğu için Veda Haccı ( Haccü’l Veda ) olarak , burada Müslümanlara yaptığı konuşma da “Veda Hutbesi” olarak adlandırılmıştır.

Veda Hutbesi’nde Hz. Muhammed; bütün insanların eşit olduğunu, Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerinin canlarına ve mallarına kastetmemelerini, kötü alışkanlıklardan vazgeçilmesini, kadınlara iyi davranılmasını, istemiştir.

b.HZ.MUHAMMED’İN ÖLÜMÜ (632)
Hz.Muhammed, Veda Haccı’ndan sonra Medine’ye dönmüş, Bizans’a karşı yeni bir sefer hazırlığındayken hastalanarak, 8 Haziran 632 tarihinde altmış üç yaşında vefat etmiştir.

AbdülKadir Akcan

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abdülkadir Akcan ( 1952)

Bayındırlık Bakanı -Afyon MHP Milletvekili

BOLVADİN – 1952, Bekir Sami, Ayşe Dudu – Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Almanya Hannover Veteriner Yüksekokulu Hayvan Yetiştiriciliği ve Kalıtım Araştırmaları Enstitüsü Doktora – Almanca – Veteriner Hekim, Profesör Dr., Öğretim Üyesi – A.Ü. Veteriner Fakültesi Çiftlik Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi, F.Ü.Veteriner Fakültesi Dekanı, F.Ü.Yönetim Kurulu, Senatosu Üyesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Kurucu Dekanı ve Öğretim Üyesi – Evli, 2 Çocuk.

HAKKINDA YAZILANLAR

Yeni Bakan Akcan
Milliyet 20 Eylül 2001

İstifa eden Koray Aydın’ın yerine MHP Afyon Milletvekili Prof. Abdülkadir Akcan atandı. Başbakan Bülent Ecevit, Akcan’ın atama kararını açıklarken “Memlekete hayırlı olsun” dedi.

Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nden mezun olan Akcan, Almanya Hannover Veterinerlik Yüksek Okulu Hayvan Yetiştiriciliği ve Kalıtım Araştırmalararı Enstitüsü’nde doktora yaptı. Akcan, evli ve iki çocuk babası.

Abdurrahman Şeref

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abdurrahman Şeref ( 1853)- (1925)

Devlet adamı, tarihçi ve Osmanlı Devletinin son vak’anüvisti. 1853′te İstanbul’da doğdu. 1925′te öldü. İlk tahsiline Eyüp mahalle mektebinde başladı. Eyüp Rüşdiyesinde okudu. Bundan sonra 1873’te Mekteb-i Sultaniyi yani Galatasaray Lisesini bitirdi. Mahrec-i Aklam adlı mektebe umumi tarih hocası oldu. Bu vazifesinden sonra da Mekteb-i Sultanide daha sonra da, Muallim Mektebinde umumi tarih hocalığı yaptı.Daha sonra Mülkiye Mektebine müdür oldu. Burada genel coğrafya, Osmanlı tarihi, İslam tarihi, istatistik ve ahlak dersleri okuttu. Sonra da Darülfünuna devletler tarihi hocası oldu. Pekçok yerde hocalık ve müdürlük vazifeleri yaptıktan sonra, Defter-i Hakani Nezaretine, A’yan meclisi üyeliğine, Maarif Nazırlığına tayin edildi. İki defa Maarif Nazırı oldu. Bu vazifesinin yanında telif edilen eserleri tetkik komisyonu üyeliği, vak’anüvistlik, Tarih-i Osmani Encümeni Reisliği ve A’yan Heyeti ikinci reisliği gibi vazifeler verildi.

Birinci Dünya Savaşından sonra İttihat ve Terakki hükumeti iktidardan çekilince yeni kurulan Müşir İzzet Paşa kabinesinde önce Posta ve Telgraf Nazırı sonra da Devlet Şurası başkanı oldu. Salih Paşa kabinesinde önce vekaleten sonra da asaleten Maarif Nazılırlığı yaptı. Salih Paşa istifa edince açıkta kaldı. Kuvay-ı Milliye İstanbul’a gelip A’yan Heyeti kaldırılınca, Abdurrahman Şeref’in a’yan üyeliği sona erdi. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinin ikinci seçim devresinde, 1923’te İstanbul Milletvekili oldu. Ankara’ya gidip Kızılay’a başkan seçildi. Milletvekilliği sırasında hastalandı ve İstanbul’a döndü. 1925’te öldü. Mezarı Edirnekapı’dadır.
Devlet adamlığından ziyade tarihçiliği ile meşhur olan Abdurrahman Şeref, saliseden balaya kadar bütün rütbeleri kazanmıştı.

ESERLERİ

Fezleke-i Tarihi Düvel-i İslamiye (İslam Devletleri tarih özeti), Tarih-i Devlet-i Osmaniye, Fezleke-i Tarih-i Devlet-i Osmaniye, Zübdet-ül-Kısas, Tarih-i Asr-ı Hazır (Yaşadığımız asrın tarihi), Harb-i Hazırın Menşei (Birinci Dünya Harbinin sebeplerine dairdir), Sultan Abdülhamid-i Sani’ye Dair, Tarih Muhasebeleri, Umumi Coğrafya-yı Umrani, İlm-i Ahlak ve İstatistik, Lütfi Tarihi’nin sekizinci cildini hazırlamış ve Tarih-i Osmani Encümeni ve Türk Tarih Encümeni mecmualarında pekçok makaleleri neşredilmiştir.

Bakan Biyografileri ( Abdullah Eker )

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abdullah Eker ( 1915)- (1985)

1915 Kavak doğumlu.Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda bulundu. Ticaret, Devlet ve Koordinasyon Bakanı oldu. Ekonomiye olumlu katkıları oldu. On ve onbirinci dönem İzmir Millletvekiliydi. 1985 yılında vefat etti.

Abdullah Abdurrahman

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abdullah Abdurrahman ( 1913)- (16.01.1980)

Albay Abdullah ABDURRAHMAN, 1913 tarihinde Kerkük’te doğmuştur. Öğrenimini burada tamamladıktan sonra Bağdat’a gitmiştir. Burada Bağdat Harb Okulu’na girdi. Harb Okulu’nu başarı ile tamamladıktan sonra 1941 yılında İngilizlere karşı olan milli harekette yer aldı. Daha sonra 1948 yılında büyük Türk Generali Mustafa Ragıp ve Ömer Ali Paşalar’la birlikte başarılı bir şekilde Filistin’i kurtarma harekatına katılmıştır. 1958 yılında Irak’ta Krallığa karşı yapılan ihtilalden sonra Kerkük İkinci Tümen Komutan Yardımcılığı görevinde bulunmuştur.

19 Temmuz 1959 yılında yapılan Kerkük Katliamından şans eseri kurtulmuş ve Bağdat’a giderek, burada Irak’ta o zamanki devrimi yapan devrim komuta konseyi başkanı General Abdulkerim Kasım ile görüşerek, kendilerine Kerkük’teki olayları haber vermiştir. Bunun üzerine General Kasım Kerkük’e olayları bastırmak ve ortamı sakinleştirmek için bir ordu göndermiştir. Böylece Albay Abdullah Abdurrahman bu davranışıyla Kerkük’ü daha büyük bir katliamdan ve felaketten kurtarmıştır. Bu davranışı ile Albay Abdullah Abdurrahman Türkmenlerin büyük bir minnettarlığını ve sevgisini kazanmıştır.

Emekli olan Albay Abdullah Abdurrahman, 1960 yılında kurulan Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın 1964-73, 1973-76 tarihleri arasında aralıksız olarak tam 12 yıl başkanlığını yürütmüştür. Başkanlık yaptığı zaman zarfı içerisinde diğer arkadaşları ile birlikte Türkmen köy, kasaba ve şehirleri dolaşmış, buralardaki Türkmenlerin meseleleri ile yakından ilgilenmiştir. İnsanları için elinden gelen her türlü çalışmayı yapmıştır. Türkmen halkı için başkanı olduğu Kardaşlık Ocağı vasıtası ile her türlü manevi, maddi; gerek kültürel gerekse sosyal yardımı yaparak, insanların bilinçlendirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.Türkmen milli davasını insanlara anlatarak insanların yarınlarına daha iyi bakmalarını sağlamıştır. Böyle yapılan davranışlarla Türkmen halkı içindeki haklı yerini almıştır.

Albay Abdullah Abdurrahman milliyetçi, mert, cesur ve vatanını, milli davasını, toprağını ve milletini seven birisiydi.

Baas Partisi’nin Irak Türkleri’ne karşı güttüğü yok etme ve sindirme politikası sebebiyle Albay, 1976 yılında, Türkmen Kardaşlık Ocağı başkanı iken, rejim tarafından usulsüz bir şekilde Ocak’tan uzaklaştırılmıştır. 1979 yılında tutuklanmıştır. Çeşitli işkencelere tabi tutulduktan sonra diğer dava arkadaşları ile birlikte 16 Ocak 1980 tarihinde 65 yaşını geçmiş olmasına rağmen idam edilerek şehadet mertebesine ulaşmıştır.ITC eski lideri Faruk Abdullah Abdurrahman’ın babasıdır.

Abdi Paşa Biyografisi

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abdi Paşa . – (16.12.1685)

Osmanlı Devleti’nin Budin eyaletindeki son valisi ve meşhur Budin kahramanı… Asıl adı Abdurrahman’dır. Doğum yeri ve tarihi bilinmemektedir. Yeniçerilikten yetişti. Yüksek zekası ve kabiliyeti ile 1668 yılında Yeniçeri ağası oldu. Girit savaşlarında büyük kahramanlıklar göstermesi üzerine, vezirlik rütbesine terfi etti. Bundan sonra sırasıyla; Bağdat, Mısır, Bosna ve Budin valiliklerinde bulundu. 1684 yılında Halep valiliğine, aynı yıl tekrar Budin valiliğine tayin edildi. 1686 yılında Budin valisiyken, az bir kuvvetle, doksan bin kişilik Haçlı ordusuna karşı durdu. Düşmanın teslim ol tekliflerini geri çeviren Abdi Paşa, 1686’da çıkarma harekatı yaparken şehit oldu. Bu sırada 80 yaşlarındaydı. Haçlı ordusu ancak bundan sonra şehre girebildi. Macarlar, Abdi Paşa’ya hürmet etmişler ve hatırasına, kabrini imar ederek, üzerine Türkçe ve Macarca Abdi Paşa’yı metheden ve şehadet tarihi bulunan bir mezartaşı koymuşlardır.

Asker Biyografileri ( Abaka Han )

24 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Biyografi

Abaka Han ( 28.08.1233)- (09.09.1281)

İran-İlhanlı Devletinin ikinci hükümdarı. Zulmü ile meşhur olan Hülagu’nun oğlu. 1234 senesinde doğdu.Dedesi Cengiz Han ve babası Hülagu gibi kan dökücü ve zalim bir kimse olan Abaka Hanın çocukluğu ve gençliği, doğduğu yer olan Moğolistan’da geçti. 1256 senesinde, babasıyla birlikte İran’a geldi. Hülagu’nun 1258 senesinde Bağdat’ı yakıp-yıktığı ve sekiz yüz binden fazla müslümanı katlettiği sırada, onunla beraber bulundu. Babasının ölümü üzerine, hanedan temsilcileri tarafından hükümdarlığa seçildi. Hülagu, Bizans İmparatorunun kızını istemişti. Fakat kız yolda iken, Hülagu öldü. Abaka Han babasının yerine bu kızla evlendi.

Babasının Mısır Memluklerine ve Müslümanlara karşı başlattığı zalimane mücadeleye devam etti. Koyu bir budist olan Abaka Han, Bizans İmparatorunun kızıyla evli olduğundan, Müslümanlara karşı düşmanca, Hıristiyanlara karşı ise dostça bir siyaset takib etti. Bu davranışları, Avrupa’da memnuniyetle karşılandı. Bütün gayret ve çalışmalarına rağmen, Avrupalılarla birleşip Memlukler üzerine hakimiyet sağlayamadı. Ayrıca Kafkasya’da yaşayan kabileler üzerinde hakimiyet kurmak istediyse de önceleri muvaffak olamadı.

1243 Kösedağ Savaşından sonra Moğollar, Türkiye Selçukluları üzerinde hakimiyet kurmuşlar ve Anadolu’yu işgale başlamışlardı. Moğollar taraflısı görünerek Anadolu’yu daha büyük bir tahribattan koruyan Pervane Muinüddin Süleyman, daha sonra Memluk hükümdarından yardım istedi. Bu davet üzerine Anadolu’ya büyük bir sefer düzenleyen SultanBaybars, Moğol ordusunu Elbistan’da bozguna uğrattı. Halkın sevgi gösterileri arasında Kayseri’ye kadar geldi. Moğol ordusunun yenilgiye uğradığını haber alan Abaka Han, büyük bir ordu hazırlayarak Anadolu’ya girdi. Bu sırada Melik Baybars, geri çekilip Suriye’ye döndü. Abaka Han ise hıncını Anadolu Türklerinden çıkardı. Kayseri ve Erzurum arasında yaptığı mezalimlerde binlerce masum kişiyi katlettirdi. Pervane Muinüddin Süleyman idam edildi (1277).

Abaka Han, batıdaki muvaffakiyetsizliğine rağmen, doğuda birçok galibiyetler elde etti. Burak komutasındaki büyük bir Çağatay ordusu, 1270 senesinde yenilgiye uğratıldı. Abaka Han, doğudan gelecek bazı hücumlarda üs olarak kullanabilmek için, devrin büyük ilim merkezi olan Buhara’yı 1273 senesinde yağmalatıp yıktırdı.

Abaka Han, babasının kurduğu İlhanlı Devletinin sınırlarını güçlükle koruyabildi. Halk üzerindeki ağır vergi yükünü hafifleterek içeride huzuru sağlamak istediyse de, gayesiz ve kuru bir cihangirlik sevdası için pekçok İslam memleketlerini talan ve pekçok müslümanı şehid etmiş, ilmin ve faziletin yayılmasını engellemişti. Budizmin yayılmasına çalıştı ve birçok Budist tapınakları yaptırdı. 1282 senesinde Hemedan’da öldü. Bazı kaynaklar onun zehirlenerek öldürüldüğünü, bazıları ise tutulduğu bir hastalıktan kurtulamadığını kaydederler. Abaka Hanın ölümünden sonra yerine yeni müslüman olan kardeşi Ahmed Han (Teküdar) geçti.

Sonraki yazılar »

Sohbet